Sayfalar

23 Aralık 2011 Cuma

Kendimle kaldım, valla!

Sıkıldım ama neden sıkıldığıma da karar veremiyorum, öyle problemliyim. Biri şu anda bir dağın zirvesine çıkmaya çalışıyor, bir başkası Gobi Çölü'nü geçmek için yardırıyor. Kimisi var istifasını vermiş, Nepal'e uçak bileti almış, bir başkası ise yakmış gemileri gidiyor taa ebesinin ehem  Avustralya'ya, kendine yeni bir hayat kurmaya.

Kimimiz de işte sadece yapamadıklarımızı yapanları izliyoruz, super olsanız dahi bazen elinizden bir şey gelmiyor. İzlemekten başka yetisi yok  belki de bazılarının. Kabullenmek mi lazım? Onu da bilmiyorum.

Sanırım her şey zorunlulukları sorgulamayı bırakmakla düzelmeye başlayacak. İçimizdeki yankı sonsusa dek devam edecek yoksa.

Kendinle kalmak zor iş, kendimle kalmak daha da zor.

10 Kasım 2011 Perşembe

Ahaha 4 hafta oldu!

Ben ne dedim? Ne zaman artık döndüm desem en az 3 hafta bir şey yazamıyorum demedim mi? Demedim mi? Şimdi bir elimde çay bardağı diğer elimde kestane burada üçüncü kolumu kullanarak yazmıyorum tabi bu yazıyı, bardak ya da kestaneyi bırakarak yazıyorum ki bazen ikisini birden bırakıp tamamen iki elimi de kullanarak yazıyorum. Bakın bu çok önemli.

Stv'nin mahkemeli falan bir programı var izlediniz mi? Ulan ne kadar çok soru sorarak yazmaya başladım, uzun zaman yazmayınca uzun zamandır görmediğin birini gördüğünde seri sorular sorma manyaklığıyla aynı mantıkla seri sorarak yazmaya başlıyorum. Yapıyorum böyle şeyler. Ne diyordum? Bak yine sordum. Evet.

Stv'nin programı diyordum, müezzinlikten emekli bir dayıyı koymuşlar hakim diye o da paşa paşa oynuyor falan. Her gün izliyorum ben bu programı. Akşam işten çıkıyorum bi çay bahçesi/çay ocağı karışımı yerde yarım saat servis bekliyorum. Orada dayılar izliyor. Ben de  onlarla mecburen izliyorum. Günden güne dayı oluyorum. Dayılara geliyorum lan resmen, bir sonraki basamağın babalar olmasından korkuyorum. Tabi daha da kötüsü Allah dedelere gelmekten saklasın. (açmayın dedeler)

Çok güzel kafalar yaşıyor o dayılar. Seviyorum lan ben o dayıları. Eve gidiyor, içi huzur dolu, cebi boş ama mutlu o dayılar. Alnı secdede falan, yediği de yemediği de arkasında çoğu zaman, dönüp alacak aklı yok, şükrü çok. Çok şükür.

"Sosyal mesaj mı veriyorsun lan büllük?" dediğinizi duyar gibiyim, bunu otobüste falan okuyanlarınız içinizden diyorsunuz. Büllük diye bağırsanız otobüste baya baya koparırsınız zaten milleti, kızmaz da kimse. Aslında denebilir bak büllük falan. Ne var ki? Büllük işte.

Çok zor ya böyle akşam eve gelip malak gibi durmak, sıkılıyorum resmen. Belli değil mi sıkıldığım? Şşş kime diyorum. 

Kitap okuyasım var. Ben gidiyorum. Pazara kadar yine görüşeceğiz, inanmıyor musunuz?


11 Ekim 2011 Salı

süper kahramanlık zor zanaat!

Her süper kahraman gibi gündüzleri kimliğimi gizleyeceğim bir işe sahip olmam gerekiyordu malumunuz. Kastım biraz, 3. dünya ülkesi kahramanı olunca iş bulmak haliyle zor oluyor. O bir şey değil bunca yıllık kahramanım askere aldılar lan beni? TSK kahraman falan umursamıyor pek, neyse.

Bilenler bilir bilmeyenler bilmez (hmm) ben koyunun olmadığı yerde ekonomistim, dedim ekonomi ile içli dışlı bir iş yapayım, arandım arandım durdum en sonunda kamyoncu oldum. Şaka yapmıyorum, profesyonel kamyoncuyum artık.

Bundan sonra daha sık yazacağım diye bir yazıyı ne zaman yayınlasam araya en az 3 hafta girdiğinden artık düzenli saçmalayacağım demiyorum ama elimden geldiğince buralarda olacağım. Benim de görev ve vazifelerim var, sonuçta insanlığın bana ihtiyacı var. Var di mi?

Bundan böyle gündüzleri kamyonun ve kamyoncuların dostu, yoldaki çukurların, kasislerin, rampaların azılı düşmanı olduğum gibi rutin kahramanlığıma devam edeceğim. 

Hayat bana güzel lan, valla çok güzel kafam var şu sıralar!

13 Haziran 2011 Pazartesi

8 Haziran 2011 Çarşamba

Saçmalama Lan!: biraz öyle gibi

Saçmalama Lan!: biraz öyle gibi: "Açılamıyorum, oysa severim denizi, korkarım da severim de. Korktuğumdan değil elbet gece denize girmemiş olmam, kısmet olmadı diyelim. Kafa..."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...